Banka Dosya Masrafı ve Komisyon | İcra Uzlaştırma
Son Yayınlar:
Home » , » Banka Dosya Masrafı ve Komisyon

Banka Dosya Masrafı ve Komisyon

T.C. GÖLCÜK
1. ASLİYE HUKUK (TÜKETİCİ) MAHKEMESİ
K A R A R
ESAS NO : 2012 / 250
KARAR NO : 2012 / 410
YARGIÇ : Ali ALTINTAŞ 41434
KÂTİP : İbrahim ÜLKER 73492
DAVACI : Erol YAZARLI (37339551286)
VEKİLİ : Av. Sevinç GÜMÜŞ - Gölcük/ KOCAELİ
DAVALI : Ziraat Bankası A.Ş. Değirmendere Şubesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. Cafer Gökhan BAYRAKTAR - Gölcük/ KOCAELİ
DAVA : KOMİSYON ve DOSYA MASRAFI KESİNTİSİNİN İADESİ
DAVA TARİHİ : 10/05/2012
KARAR TARİHİ : 18/07/2012
YAZIM TARİHİ : 30/07/2012

Davacı vekili tarafından açılan komisyon ve dosya masrafı kesintisinin iadesi davasının yargılaması sonucunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı bankadan 22/01/2011 tarihinde 109 ay vadeli konut kredisi kullandığını, faizlerin düşmesi üzerine krediyi yeniden yapılandırdığını ancak bu işlem sırasından komisyon ve dosya masrafı adı altında 2.386,26 TL kesinti yapıldığını, bunun 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürerek anılan meblağın iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili 15/06/2012 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; 4077 SK'nin 10'uncu maddesinin 13'üncü fıkrası gereğince erken ödeme ücreti alınmasının yasal olduğunu, yeniden yapılandırma işleminin müşterinin talebi doğrultusunda yapıldığını ve lehine olduğunu, yapılandırma işlemi için gereken masrafların müşteri ile müzakere edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER: Taraflar arasında akdedilen konut kredisi sözleşmeleri ile sözleşme öncesi bilgi formu celp edilmiştir.

GEREKÇE: Taraflar arasında 22/01/2010 tarihinde kredi sözleşmesi imzalandığı, bilahare faizlerin düşmesi nedeniyle 07/01/2011 tarihli sözleşme ile önceki kredi hesabının kapatılıp yeniden kredi kullanımının kararlaştırıldığı, sözleşmeye göre davacının, davalı bankadan 109 ay vade ile 82.500,00 TL konut kredisi kullandığı, bankanın “komisyon ve masraf” adı altında 07/01/2011 tarihinde 2.386,00 TL kesinti yaparak krediyi davacının hesabına aktardığı sabittir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, birinciden bağımsız ikinci bir sözleşme akdedilmesi, piyasada faiz oranlarının düşüşü ile birlikte bankalar arasındaki rekabetin gereği olarak davalı bankanın, faiz oranında davacının talebi üzerine yaptığı indirimden ötürüdür. Taraflar, ilk kredi hesabı üzerinden yapılandırmaya gidebilecek iken eskisini kapatıp yenisini açma yolunu tercih etmişlerdir. Dolayısıyla sözleşmeler birbirinden bağımsız olmayıp ikinci sözleşme, birincinin devamı niteliğindedir. Zira ikinci sözleşme ile birinciye konu kredinin bakiye borcu yeniden yapılandırılmıştır. Davalı bankanın, bu şekilde, işlemin “yeniden yapılandırma” olarak nitelendirilmesinin önüne geçip benzer davalarla karşılaşmama, başka bir deyişle eski kredi hesabını kapatıp yenisini açma yoluyla bu neviden talepleri engelleme ve “borç yapılandırma” adı altında yapamadığı kesintiyi “komisyon ve masraf” adı altında tahsil etme amacını güttüğü izlenimi uyanmaktadır.

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 10'uncu maddesine, 5582 SK'nin 24'üncü maddesi ile eklenen, “Konut Finansman Sözleşmeleri” başlıklı B fıkrasına göre konut finansmanı kuruluşları, tüketicilere sözleşme öncesinde kredi veya finansal kiralama işlemleri ile ilgili genel bilgiler vermek ve tüketiciye teklif ettikleri kredi veya finansal kiralama sözleşmesinin koşullarını içeren Sözleşme Öncesi Bilgi Formu vermek zorundadır. Sözleşme Öncesi Bilgi Formunun tüketiciye verilmesini takip eden bir iş günü geçmeden imzalanan sözleşme geçersizdir. Bilgi formunun 01/01/2011, ikinci sözleşmenin ise 07/01/2011 tarihinde akdedilmiş olması karşısında bu kurala riayet edildiği görülmüştür.

4077 SK'nin 10/B maddesinin 13'üncü bendine göre, tüketici, konut finansmanı kuruluşuna borçlandığı toplam miktarı önceden ödeyebileceği gibi aynı zamanda bir ya da birden çok ödemeyi vadesinden önce yapabilir. Her iki durumda da konut finansmanı kuruluşu, vadesinden önce ödenen taksitler için gerekli faiz indirimini yapmakla yükümlüdür. 14'üncü bende göre de, faiz oranının sabit olarak belirlenmesi halinde, sözleşmede yer verilmek suretiyle, bir ya da birden fazla ödemenin vadesinden önce yapılması durumunda konut finansmanı kuruluşu tarafından tüketiciden erken ödeme ücreti talep edilebilir. Erken ödeme ücreti gerekli faiz indirimi yapılarak hesaplanan ve tüketici tarafından konut finansmanı kuruluşuna erken ödenen tutarın % 2'sini geçemez.

Somut olay bu hükümler çerçevesinde ele alındığında; 2.386,00 TL'nin, davacıdan, kredinin yeniden yapılandırılması nedeniyle ve fakat “komisyon ve masraf” adı altında alındığı sabittir. Lakin 4077 SK'de borç yapılandırmadan söz edilmemektedir. Borç yapılandırma, 29 Eylül 2007 tarih ve 26658 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Konut Finansmanı Kapsamındaki Kredilerin Yeniden Finansmanına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte düzenlenmiştir. Anılan yönetmelikte, borç yapılandırma halinde komisyon alınacağına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.

Bundan başka, yönetmeliğin 7'nci maddesine göre; konut finansmanı sözleşmesinde yeniden finansman kapsamında yapılacak değişikliklerde tüketicinin yazılı izni alınır. 6'ncı maddeye göre ise 7'nci maddede belirtilen yazılı onay alınmadan önce, konut finansmanı kuruluşunca, yeniden finansman amacıyla konut finansmanı sözleşmesinde yapılan değişikliklerin tüketiciye nasıl yansıyacağına ilişkin karşılaştırmalı bilgi, tüketiciye yazılı olarak verilir. Davacıya verilen bilgi formunda konutun tapu bilgilerine yer verilmemiştir.

Yine, 4077 SK'nin 10/B maddesinin 15'inci bendinin b fıkrasına göre, konut finansmanı sözleşmelerinde bulunması gereken unsurlar arasında, kredi sözleşmeleri için üzerine ipotek tesis edilen konuta ilişkin bilgilerin yer alması zorunludur. Bilgi formunda olduğu gibi taraflar arasında akdedilen ikinci sözleşmede de konuta ilişkin bilgilere yer verilmemiştir. Şekil şartlarına uygun düzenlenmeyen sözleşmenin geçerliliğinden bahsedilemez.

4077 SK'nun tüketicilere sağladığı en önemli haklardan biri bilgilendirme ve aydınlatılma hakkıdır. Bu kapsamda banka, kredi verdiğinde masraf, komisyon ve diğer tüm giderler dâhil olmak üzere çekilecek kredi tutarı, taksit miktarı, faiz oranı ve sabit aylık ödemeyi tüketiciye bildirmek durumundadır. Sözleşme yapılıp taksitler ödenmeye başlandıktan sonra faizlerdeki düşüş nedeniyle bankayı yapılandırmaya zorlamak hukuken mümkün değil ise de; serbest piyasa koşulları ve bankalar arası rekabet nedeniyle, kredi kullanan, krediyi tümüyle kapatarak başka bir bankadan daha uygun şartlarda kredi alabileceği için “yapılandırma” adı altında yeni bir uygulama gelişmiştir.

Bankalar, mümkün olduğu kadar düşük oranda faiz ilanları yapmakta, daha sonra masraf ve komisyon adı altında aldıkları ücretlerle faiz oranını dolaylı şekilde artırmaktadırlar. Eldeki davada, davalı banka, 2.386,00 TL'lik kesintiyi “komisyon ve masraf” olarak belirtmiştir. İkinci sözleşmenin 6'ncı maddesinde “Akdi faiz, vergi ve masraflar” başlığı altında bazı hususlara yer verilmiş ise de, sözleşmede, alınacağı belirtilen masraf ve komisyona ilişkin bilgilere yer verilmemiştir. Dolayısıyla yapılan kesintinin ne kadarlık bölümünün komisyon, ne kadarlık bölümünün masraf olduğu anlaşılamamaktadır. Davalı banka, davacı tüketiciye, bu ayrımı net şekilde bildirmekle yükümlüdür. Kredi sözleşmesi ve bilgi formunun bu bilgileri içerdiğinden söz edilemez. Dolayısıyla ilk sözleşmeden masraf ve komisyon kesintisi yapan davalı bankanın, aynı borcun bakiyesine ilişkin ikinci sözleşmeden de “komisyon ve masraf” adı altında kesintisi yapması yasaya aykırıdır. Aksi durum haksız şarttır.

Bu noktada haksız şart kavramı üzerinde durmak gerekir. 4077 SK'nin, 4822 SK değişik 6'ncı maddesi ile sözleşmelerdeki haksız şart düzenlenmiş ve “Satıcı ve sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı, değildir. Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir.

Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez. Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükü ona aittir. 6/ A, 6/B, 6/C, 7, 9, 9/ A, 10, 10 / A ve 11/ A maddelerinde yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen tüketici sözleşmeleri en az oniki punto ve koyu siyah harflerle düzenlenir ...” hükmü, yine 4077 SK'nin 6 ve 31'inci maddelerine dayanılarak hazırlanan Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin 7'nci maddesinde “Satıcı, sağlayıcı veya kredi veren tarafından tüketici ile akdedilen sözleşmede kullanılan haksız şartlar batıldır” hükmü getirilmiştir.


Taraflar arasında akdedilen ikinci kredi sözleşmesi davalı banka tarafından matbu, standart olarak hazırlanıp boş olan bazı kısımların rakam, isim ve adres yazılarak doldurulmuştur. Sözleşmede borç yapılandırmadan ya da komisyon adı altında kesinti yapılacağından söz edilmemektedir. Dolayısıyla tüketici aleyhine olan ve tüketiciyi “komisyon ve masraf” adı altında külfete sokan bir sözleşme hükmünün varlığı ve bu hükmün tüketici ile ayrıca müzakere edilerek kararlaştırıldığı ispat edilememiştir. Sözleşmede davacı imzası bulunmakta ise de, faiz oranının % 11,40'dan % 10,08'e düştüğü gözetildiğinde, yüksek oranlı bu faiz indirimi fırsatını kaçırmamak için bankanın şart koşmasıyla davacının sözleşmeyi imzalamak ve meblağı ödemek zorunda kaldığı kabul edilmelidir.

Başka bir deyişle, tüketici, faiz düşüşü nedeniyle elde edeceği kazancın, kesilecek komisyon ve masraf bedelinden fazla olması nedeniyle kesintiye katlanmak durumunda kalmaktadır. Kimse bu fırsatı kaçırmak istemez. Faiz indirimi nedeniyle zarara uğrayan bankanın, bu zararını, davaya konu meblağı tahsil ederek kapatmak niyetinde olduğu anlaşılmaktadır.

Mahkememizce benzer konuda açılan dava (2011/405 esas, 2011/533 karar), Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 08/03/2012 tarih, 2011/18437 esas ve 2012/5840 karar sayılı ilamı ile onanmıştır.

Sonuç olarak; ilk sözleşmede tahsil edilen komisyon ve masrafın, ilk sözleşmeye konu kredi borcunun bakiyesinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin ikinci sözleşmede de tahsil edilmesi yasaya uygun düşmediği için davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
DAVANIN KABULÜ ile 2.386,26 TL’nin, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2- 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140 ve 4603 SK'da değişiklik yapan 5230 SK uyarınca davalı banka her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,

3- 21 Aralık 2011 tarih ve 28149 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12/1-2'nci maddeleri (tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir, şu kadar ki asıl alacak miktarı 3.333,33 TL'ye kadar olan davalarda avukatlık ücreti, tarifenin ikinci kısmının, ikinci bölümünde, icra mahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen maktu ücrettir, ancak bu ücret asıl alacağı geçemez) gözetilerek, 400,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4- Davacı tarafından yapılan 40,00 TL (35,00 TL 5 tebligat, 5,00 TL posta) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan gider avanslarının 03/04/2012 tarih ve 28253 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 47/1'inci maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde taraflara iadesine dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Yargıtay'a temyiz yolu olmak üzere verilen karar açıkça okundu ve usulen anlatıldı. 18/07/2012
Yayını Paylaş :

Arama

REKLAMLAR

En Çok Okunan

REKLAMLAR

 
Powered by Blogger
Copyright © 2011. İcra Uzlaştırma - All Rights Reserved
Template Design by Creating Website Published by İcrada Uzlaşma